Pages

Ads 468x60px

31 Aralık 2012 Pazartesi

Genital ağrılar cinsel yaşamı olumsuz etkiliyor

Bıçak saplanır tarzda bir ağrı, dayanılmaz yanmalar, uyuşukluk, zonklama ve sık idrara gitme… Bazen bir pamuğun dokunuşu ile dahi gelebilen genital bölge ağrıları, kadınların sosyal ve cinsel hayatını olumsuz etkiliyor


Hastalığın tanısı ve tedavisi için utanıp çekinmeden ve vakit kaybetmeden doktora başvurulması çok önemli. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Dilek Erdoğru, kadınlarda genital ağrılar hakkında bilgi verdi.

Bu şikayetlerle doktora gitmekten çekinmeyin

Dünyada 20 milyon kadının, genital ağrılar nedeniyle sosyal ve cinsel yaşamları olumsuz etkileniyor. Hastaların % 70’i bundan utandığı için, sorununu doktoruna söylemekten çekiniyor. Genital bölgede çok farklı şekillerde ortaya çıkan ağrılar, bazen bir pamuğun dokunuşu ile bile tetiklenebiliyor. Jinekolojik muayene ile belirlenemeyen ve bu nedenle ispat edilemeyen bir sorun haline gelen genital ağrılar, cinsel yaşamı neredeyse sona erdirdiği için kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluklarına neden oluyor.
Kadınların yaşamını kabusa çeviren bu sorunun çözümü için, özellikle cinsel işlev bozuklukları konusunda uzmanlaşmış bir kadın doğum uzmanının takibi önemli. Çünkü bu sorun ile başvuran hastaların önce ağrı haritası çıkarılıyor, ağrısı derecelendiriliyor ve sonrasında hastaya özel tedavi yöntemleri uygulanıyor.

Cinsel bölgede ağrı tanımı nedir?

Genital bölgede ağrı bozuklukları; genel ve lokal şekilde, çeşitli noktalarda kendini gösteren ve kadınların hayat kalitesini bozan önemli bir sağlık sorunudur. Ağrılar kişiden kişiye çok farklılık göstermektedir. Ağrılar bazen dokunma ile ortaya çıkabilirken bazen de dokunma olmaksızın oluşabilir. Genital bölgede bıçak saplanır gibi ağrı, dayanılmaz yanmalar, uyuşukluk, karıncalanma, zonklama gibi farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bazı hastalarda başlangıçta idrar şikayetleri sık idrara gitme ve ağrılı idrar yapma gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Hastaların bir bölümünde ise özellikle sorun lokal ise; ilk ilişkiden itibaren ve ilk tampon kullandığı andan itibaren ağrılar başlayabilir.

Hastanın yaşam kalitesi nasıl etkilenir?

Ağrılar; hasta otururken, yürürken, ayakta ya da dinlenir şekilde de çok ciddi bir şekilde kendini gösterebilir. Özellikle oturur pozisyonda dayanılmaz ağrılar çeken hastalar, işinden ayrılmak zorunda kalmakta, araba ya da bisiklet kullanamamakta, uzun yola çıkamamakta, tatile gidememekte ve sosyal yaşamın gerektirdiği hiçbir aktivite içinde yer alamamaktadır.

Hastalar cinsel ilişkiden uzaklaşır!

Genital bölgede dokunma ile ortaya çıkan ağrılar cinsel yaşamı olumsuz etkilemektedir. Cinsel istekte azalma ve cinsellikten uzaklaşma, çiftler arasında da önemli sorunlara neden olmaktadır. Genital ağrıların hastaların psikolojisi üzerinde de olumsuz etkisi vardır. Özellikle çocukları olan hastalar ailelerine yeterince ilgi gösteremedikleri için kendilerini suçlamaktadır. Bazı hastalar cinsel ilişki sırasında kendini sıktığı için pelvik taban kasları sertleşerek kasılır ve bir kısırdöngü oluşur. Bu hasta gruplarında botoks tedavileri etkili olmaktadır. Hastalar tedavi sonrası cinsel yaşamlarına sorunsuz devam edebilir.

Genital ağrılar hangi nedenlerle ortaya çıkar?

Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte; mantar enfeksiyonları, 18 yaşından önce doğum kontrol hapı kullanmak, geçirilmiş ameliyatlar ve enfeksiyonlar, genetik faktörler hastalığın nedenleri arasında gösterilmektedir. Özellikle genetik faktörlerin varlığı, hastalığın tedavisinde çok ciddi bir yol kat edileceğini göstermektedir.


Nasıl teşhis edilir?

Genital ağrı; cinsel fonksiyon bozukluğu konusunda uzmanlaşmış bir kadın doğum uzmanına danışarak tedavisi gerçekleştirilebilecek bir sağlık sorunudur. Hastanın öncelikle ağrı haritası çıkarılır. Ağrının yeri, genel ya da lokal olup olmadığı tespit edilir. Harita çıkarıldıktan sonra ağrının derecesi belirlenerek, hastaya uygun tedavi planı yapılıp uygulanır. Çoğu zaman derideki değişiklikler çıplak gözle izlenmez. Bu durumda “vulvoskop” denilen görüntüyü büyüten mikroskopla detaylı inceleme yapılır, anormallik saptanırsa biyopsi alınabilir.

Genital ağrılar tedavi edilebilir bir sağlık sorunu mudur?

Hastalık ne kadar geç teşhis edilirse tedavisi o kadar uzun ve zordur. Bu nedenle genital bölgede; bıçak saplanır gibi ağrı, yanma, uyuşma ve zonklama gibi şikayetler varsa zaman kaybetmeden doktora başvurmalıdır. Tedavide; merkezi sinir sistemini etkileyen ilaçlardan ve lokal kremlerden yararlanılmaktadır. Hastalığın kronikleştiği vakalarda ise aylık iğne tedavileri yapılmaktadır. Ancak bazen hastalar tüm bu tedavilere direnç gösterebilir. Böyle durumlarda ağrılar lokalse o bölge ameliyatla alınmaktadır. Genital ağrıya neden olan sorun pudental sinir sıkışması ise; bu durumdaki hastalar da laparoskopik ameliyatlarla kaliteli bir yaşama kavuşabilmektedir. Bu tedavilerin yanı sıra; hastaların cinsel ilişki kalitesini artırıcı yöntemlerden yararlanılmakta, hastalara olumlu bir bakış açısı kazandırılmaktadır.

Bu hastalığa dikkat!

Faruk Başdemir, bir talasemi hastasının aylık giderinin 5 Bin TL olduğunu ve 13 yaşına gelen talasemi hastası çocuklarda intihar eğiliminin sık görüldüğünü söyledi.


 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü münasebetiyle, Kayseri Talasemi ve Lösemiler Derneği, Cumhuriyet Meydanı Atatürk anıtına çelenk bıraktı. Törende basın açıklaması yapan Talasemi ve Lösemiler Derneği Genel Başkanı Faruk Başdemir, “Talasemi bilinmeyen bir hastalık olduğu için maalesef toplumumuz bu konuya ciddi şekilde sahip çıkmıyor. Ben buradan halkımıza sesleniyorum: Mutlaka her kişi bir kan sayımı yaptırmak suretiyle eğer ki kanlarında bir düşük hemoglobinleri düşük ise mutlaka Talasemi taşıyıcılığı işareti vardır. O zaman Talasemi testi istenmektedir.” diye konuştu. “İki Talasemi geni taşıyan çiftin evliliği ile bu hastalık oluşmaktadır.” diyen Başdemir, taşıyıcıların evlendiklerinde yüzde 25 oranında talasemi hastası çocuk dünyaya getirme riskleri olduğunu söyledi. Kayseri’nin Talasemi hastalığında Türkiye genelindeki 33 riskli ilin içerisinde olduğunu belirten Başdemir, “Sağlık Bakanlığı Kayseri’ye Talesemi merkezi kurmuştur. Bu merkez evlilik öncesi bütün gençlerimizin Talesemi ile ilgili taşıyıcılığının olup olmadığı tespit edilmektedir.” ifadelerini kullandı. Taşıyıcı çiftlere uyarılarda bulunan Başdemir, “Mutlaka çocuk yapmaya karar verdiğinizde genetik bir hekim tarafından kontrol altında çocuk yapmanız lazım. Çünkü her doğacak çocuğunuzun yüzde 75 oranında talasemi hastası olma riski var. Ancak yapılan o biyopsilerle kişinin taşıyıcı veya sağlıklı olduğu tespit edilirse annenin gebeliği devam etmektedir. Hastalığı tespit edilirse annenin gebeliği en fazla 12 hafta içerisinde sonlandırılmaktadır.” şeklinde konuştu. Talasemi hastalarının aylık zorunlu giderlerinin en az 5 Bin TL olduğunun altını çizen Başdemir, “Bunun yanında bu hastalarımızın psikolojik yıkıntıları vardır. Ortalama 13 yaşından sonra çoğu çocuğumuzda intihar olayları görülmektedir. Bunu önleyebilmek için evlenecek gençlerimiz ne olur evlilik öncesi mutlaka genetik test yaptırın.” diye konuştu. Talasemi Kayseri Şubesi çelenk sunumunun ardından Vali Mevlüt Bilici’yi makamında ziyaret etti. Bilici, “Başkanımızın Talasemi hastası çocuklarla ilgilenmesinden büyük mutluluk duyuyorum. Kendisine teşekkür ediyorum. Bu tür sağlıkla ilgili sıkıntıları olanların bir araya gelerek bu sıkıntıları beraberce aşmanın yol ve yöntemlerini araştırmalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu aynı zamanda psikolojik bir rahatlamanın yöntemi olarak da düşünmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

11 Aralık 2012 Salı

Selülitsiz bir yaz için yapılması gerekenler

Kalın giysilerin, pantalon ve çorapların ardına gizlenen selülitlerimiz ve kilolarımız yaz mevsiminin gelmesiyle beraber artık özgürlüklerini ilan ediyorlar.


Pek çoğumuzun korkulu rüyası olan selülitlere ve kilolara bu fırsatı vermemek elimizde. Bu konu ile ilgili American Academy of Dermotologi'nin aktif üyesi olan ve cilt, kırışıklık, botox,lazer epilasyon, saç ve saç dökülmeleri, zayıflama ve selülit ve mezoterapi konularında uzun süredir tıbbi çalışmaları olan cilt hastalıkları uzmanı Dr.Melisa Eczacıbaşı görüşünü bildirdi:
 
Selülite yatkınlık yaratan etkenler
Mezoterapi Nedir ?
Mezoterapinin avantajları
Yöntemin Dezavantajları
Mezoterapinin Kullanım Alanları
Sellülit ve Bölgesel Zayıflamada Mezoterapi
Uygulanmaması Gereken Durumlar
Saç Mezoterapi
En Çok Sorulan Sorular

Selülite yatkınlık yaratan etkenler neler
 
1-       Kadın cildinin doğal yapısı: On kadından dokuzunda bu problem vardır.
2-      Çoğunlukla ergenlik, gebelik, menapoz gibi kilo ve hormonal değişikliklerin yaşandığı dönemler,doğum kontrol hapları...
3-        Ağır, aşırı kalorili besinlerle düzensiz ve yanlış beslenme.
4-        Vücutta toksik etkiler oluşturan alkol, çay, kahve ve tütünün aşırı miktarda tüketimi.
5-       Hareketsiz bir yaşam.
6-      Hızlı ve stresli yaşamın yarattığı gerginlik, kaygı ve güvensizlik gibi ruhsal etkenler.
7-        Doğal çevreden çeşitli yollarla sürekli olarak alınan toksik maddeler.
8-       Tuz, su dengesinde değişikliklere neden olan idrar söktürücü ve müshillerin gelişi güzel kullanımı .
9-        Düzensiz uyku.
10-       Karaciğer ve sindirim bozuklukları, kabızlık ,korse,dar elbiseler,kalp yetersizliklerine bağlı dolaşım yetersizlikleri.
 
Sellülit tedavisinde hangi yöntemlerden yararlanılır
 
Mezoterpi,
Radyofrekans yayan cihazlar,
Ultrason dalgaları ile sellülit tedavisi
Özel diyetler ve egzersizler ile desteklenme
 
MEZOTERAPİ NEDİR?
 
Mezoterapi günümüzde estetik tıp dalında selülit tedavisinde en sık kullanılan yöntem sayılır. Yöntemin temeli ilk kez 1952'de Fransa'da Dr.Pistor tarafından gelmekte ve 1987 tarihinden beri Fransız Tıp Akademisi tarafından alternatif tıp tedavileri arasında önemli bir yer almıştır, bugün ise Fransa'da yaklaşık 18000 doktor tarafından günde 65000000den fazla hasta bu yöntem ile tedavi edilmektedir.Uluslararası Mezoterapi Derneği ise yaklaşık 16 ülkede bu yöntemleri uygulamaktadır.Bütün dünyada kanıtlanmış olması,bir çok ülkede uygulanıyor olması,her gün binlerce hekimin bu yöntemi uyguluyor olması, yöntemin yararlı bir yöntem olduğunu gösteren en önemli faktördür. Mezoterapinin kelime anlamı, orta deriye ince uçlu(4- 6 mm ) iğnelerle belli açılarla ilaçı direkt hedef organa enjekte ederek bölgeye tedavi sağlamaktır.Bu yöntemin temeli seri şeklindeki iğnelerin çarpma etkileri ile bağışıklık sistemine harekete geçirmek ve kılcal damar ve kanlanmanın artışı ile direkt hedef organı etkilemektir.
 
Mezoterapinin (Mezotherapy) avantajleri 
 
1-     Sonuçların hızlı ve kesin olması(ortalama 3. cu seanstan sonra sonuçlar gözlemleniyor).sellülit tedavısınde en etkin,en başarılı yöntem olarak uygulanması..Doğru uygulama ve uygulayaıcıda başarı şansı %80_%100 arasında değişiyor.
2-        Doğru kişilerce uygulandığında her hangi bir yan etki içermemesi.
3-       Cerrahi yöntemlerin aksine lokal ve ya genel anetezi gerekmemesi,ve uygulamadan sonra kişinin günlük aktivitelerini herhangı bir şekilde etkilememesi.
4-      Kozmetik yöntemler(yosun,parafin,masaj...)göre çok daha etkin sonuçlar sağlaması
5-       Kısa sürede gerçekleşmesi
Mezoterapi(mezotherapy) Dezavantajları nelerdir?
 
6-     Uzman ve bu konuda eğitimli hekim tarfından uygulandığında her hangi bir yan etkisi yok.
7-       Bazen 1-4 yerde küçük morarmalar olabilir ,bir kaç günde kaybolur.
8-      Yan etkiler ancak doğru olmayan uygulamalarda ve yalnış ilaçlarda görülebilir.Merkezimizde bizzat uzman hekim tarfaından uygulanıyor.Bir seansta uygulanan ilaç dozu belli bir dozu aşmamalı ve belli aralıklar ile olmalı
 
Mezoterapinin Kullanım Alanları
 
Estetik kullanım
 
1-       Sellülit,bölgesel zayıflama
2-       Saç dökülmesi ve saç canlandırma
3-      Yüz gençleştirme,cilt gençleştirme
4-        Çatlak,yara izleri
Tıbbi kullanım alanları
 
Eklem ağrıları
 
Spor yaralanmaları
 
SELLÜLİT VE BÖLGESEL ZAYIFLAMADA MEZOTERAPİ
 
Amaç sellülit ve bölgesel zayıflama ise ona uygun kokteyler hazırlanıyor.Önemli olan kokteyl içindeki  ilaçlarin özelliklerini iyi bilmek,birbirleri ile nasıl bir etkileşimi girdiklerini bilmek ve yan etki olma ihtımalini sıfıra indirmektir.Sellülit ve bölgesel zayıflama mezoterapisinde istenilen bölgelerde yanı bacak, karın, kalça, diz çevresi, mide, yan, sırt, kol bölgesi gibi bölgelere ince üçlü bir iğne(4 mm) ile ilaç mikroenjeksiyonlar halinde el ve ya tabanca ile enjekte ediliyor Bu ilaçlar yağ eritici ilaçlar,kan dolaşımını düzene sokan ilaçlar,lenf tıkanmalarını açan ilaçlar,cildin sıklığını artıran kokteylerdir.
 
 İlaçlar nasıl bir etki sağlar
 
Bu ilaçlar o bölgedeki yağ bloklarını yıkıp, kan dolaşımının artmasına neden olduğundan seanslara düzenli bir şekilde devam edildiğinde bölgedeki selülitlerde azalma ve yok olma istenilen bölgede( kişnin problemin yoğunluğuna göre ortalama )10- 20 cm arasında hızlı incelme(normalden çok daha çabuk incelme),toparlanma,hızlı şekillenme ve zayıflama meydana gelir. Kişide genel bir kilo problemi söz konusu olduğunda mezoterapi ile birlikte diyet verilir. Diyet verilmeden önce kişinin boy, kilo ve vücut ölçüleri(yağ,kas) alınır. Kişinin kilo almasına neden olan herhangi bir etken varsa araştırılır ve altta yatan bir neden olduğunda tedavi edilir. Kişinin bazal metabolizması, günlük aktiviteleri ve alternatif yemek biçimleri göz önüne alınarak kişiye özel diyet programı hazırlanır. Kas kaybına neden olmadan düzenli ve sağlıklı beslenme tarzı ile protein, karbonhidrat,lif yağ, vitamin ve mineralden zengin diyet sayesinde ayda 5-8 kilo arasında kilo vermek mümkün.çay,kahve,cola gibi içecekler minimala indirilir.protin,posalı yıyecekler,sebze,bol su ve bitkisel çaylar tercih edilir.özel diyetisıyeninizin vermiş olduğu diyet programınız varsa ondan yararlanmak mümkün.
 
Ciltte sıklaşmada meydana gelir mı?
 
Enjekte edilen ilaçlar cilt altı yağ çözücüler(damar üzerndeki basınç ortadan kaldırır),kan dolaşım düzenleyeciler, ödem geçiriciler ve bu konuda faydalı özel karışımlardır. Mezoterapinin en büyük avantajlardan birisi bölgede zayıflama sağlarkan sarkma probleminin olmaması ve tam tersine toparlama ve şekillenme göstermesidir, hanımlarda özellikle gebelikten sonrakı sarkma problemleri ve yaşın ilerlemesine bağlı kol altlardaki sorunlarda bilinçli bir şekilde uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Mezoterapi kaç seans ,ne kadar sürer?
 
Mezoterapi tedavisi kişiden kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 8-10-20 seans sürer(problemın yoğunluğu ve sellülitın derecesine göre değişir.haftada 1-2 şeklinde uygulanır ve seanslar ortalama 15-20 dakıka sürer.seanslar bittikten sonra 2 ayda bir koruyucu tedavi uygulanabilir.. Seans aralıkları minumum 5-7 gün olmaktadır. Tedaviden sonra kişinin günlük hayatını etkileyecek herhangi bir durum söz konusu olmaz. Bazen yapılan iğne yerlerinde küçük birkaç morarma noktası görülebilir böyle bir durum ortalama 5-7 gün içerisinde geçer. Mezoterapi yöntemi 18-65 yaşındaki tüm kadın ve erkeklerde kullanılabilir tıbbi bir yöntemdir. Adet ve emzirme dönemlerinde uygulanabilir, gebelikte ise herhangi bir yan etkisi görülmemekle (saç,yüz mezoterapi..)birlikte tavsiye edilmez.
 
UYGULANMAMASI GEREKEN DURUMLAR HANGİLERİDİR?
 
1-     Kalp yetmezliği
2-       Diyabet
3-       Böbrek rahatsızlıklarında
4-        Antikuagülan tedavisi alan hastalarda
 
SAÇ MEZOTERAPİ(MEZOTHERAPY)
 

 3.SAÇ MEZATORAPİ HAKKINDA

Saç dökülmesi,saçların zayıflaması ve cansızlaşması gibi durumlarda uygulanabilen bir yöntem.Bu yöntemde çok ince uçlu bir iğne ile saçlı deri kıl köklerine besleyen, ilaçlar,vitamin ve minerallar direkt kıl köklerin olduğu bölgeye enjekte edilir(biotin,bepanthen,B12,çinko,kükürt,selenyum,demir ve diğer bir çok önemli ilaç..)bu ilaçlar saçlı deride kan dolaşımını artması nedeni ile saçların dökülmesi minimalize eder,saçlar parlaklık ve canlılık kazanır,seans sayısı problemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte ortalama 5-10 dur,haftada bir şeklinde uygulanır ve ortalama 15 dakika sürer,iğneler son derce ince üçlü olduğundan kesinlikle ağrı,acı yapmaz.

Saç mezoterapisi nedir?

Saç dökülmesine önlemek ve kontrol altında almak,saçta hacim ve canlandırma kazandırmak için saçlı deri bölgesine uygulanan tedavi şekline saç mezoterapısı denilir,özellikle kadın ve erkeklerde erkek tipi saç dökülmeleri(androgenetik alopesi)lerde saç mezoterapısı tercih edilir.

Saç mezoterapısı nasıl uygulanır?
 
Saç mezoterapısınde çok ince uçlu bir iğne ile küçük mikroenjeksiyonlar halinde saçlı deri bölgesine ilaç enjekte ediliyor,bu karışımlar kişye özel olarak hazırlanır ve bölgesel olarak tatbik edilir.Problemın yoğunluğuna göre haftada bir ortalama 5-10 kez ve sonrakı seanslar 15 günde bir ve ayda bir uygulanır.Saçta toparlama ve hacım görmek için en az 2-3 ay sabır göstermek ve tedavıye devam etmek gerekir.

Mezoterapi nasıl uygulanır?

Çok ince uçlu bir iğne ile, özellikle saçlı deri bölgesine , kişiye özel kokteyller ile gerçekleşir.önemli olan kokteylde kullanılan ilaçların özelliklerini bilmek,birbirleri ile olan etki ve tepkileri bilmektir.Mezoterapi ilaçlarin emilimi kısıtlı, ve sistemik dolaşıma geçmez.Seans sayısı problemin yoğunluğuna ve enjeksiyon yapılacak bölgeye göre değişir.Uygulamalar özellikle uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.

Alopesi ne anlamında geliyor?

Normal bir erişkinde tahminen toplam saç sayısı 150000-170000 arasıdır.Günde 50-100 tane saç telinin dökülmesi normal sayılır,aslında saç döküldüğnde sadece gövdeden kopma olur,saç kökü yani follikul yerinde kalır,bu süre ortalama 6-8 sene sürer.İnsan hayatı süresince ortalama 12 kez saç kökünden yeni saç çıkar.Androgenetik tıp saç kayıblarında ise follikül sayısında azalmasından ziyade kıl kökünde bir küçülme ve kıl dökülme sıklusunda bir hızlanma meydana geliyor.
Erkeklerde önce alın sonradan tepede açılma görülüyor ve genelde genetik kaynaklıdır.
Kadın tipi androgenetik alopesilerde ise tepede saçlar azalır,seyrekleşir,incelir ve kısalır yanı görüntü erkek tipi saç dökülmeye benzer.

YÜZ, EL MEZOTERAPİ ANTİAGİNG TEDAVİ

Yüz cildin altına hücre yenileyici, kombine vitaminler, dolaşım düzenleyeciler, protein yapı taşları, istenildiğinde dolgu maddelerden hazırlanan bir kombinasyon enjekte edilir. En çok cildi canlandırmak, sarkmaları bir dereceye kadar toparlamak, kırışıklıkları bir dereceye kadar açmak ve ilerde oluşacak olan etkileri azaltmak için yapılır ve cilde ferah ve parlak bir görüntü kazandırır. Ortalama 3-6 seans ilk aşamadaki 3 seans 10 günde bir ve sonradan ayda bir şeklinde uygulanır.
 
AKNE TEDAVİ, özel bazı akne durumlarında tercih ettiğimiz bir yöntem.
 
EN ÇOK SORULAN SORULAR
 
Kaç seans sürer ve bana nasıl faydalı olur?
Seans sayısı kişinin problemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte sellülite ortalama 8-10 seanstır, sellülite azalma, bölgesel hızlı incelme, sarkmalarda toparlama, şekillendirme.
 AĞRI YAPAR MI?
İğneler ince üçlü olduğundan kişiye rahatsiz edecek bir acı yapmaz.
NORMAL HAYATI ETKİLER Mİ?
Hayır normal hayatınızı etkileyecek her hangi bir durum olmaz.
TEKRAR GERİ DÖNER Mİ? 
Bir dereceye kadar korursanız(düzenli beslenme,hareket...) geri dönmez.
HER MEVSİMDE UYGULANIR MI? 
Her mevsimde uygulanır, tabi kış ve ilk bahar yaza hazırlık açısından en uygun aylardır.

Dondurmadaki Hile Ne ? Dondurmanın zararları neler ? Türkiye Gündemin Dondurma (Ayrıntılı Haber)

Sıcak havalarda en çok tüketilen ürün olan dondurmada bile gıda teröristlerinin imzası olduğu ortaya çıktı.

Gıda teröristleri dondurmaya da el attı. Havaların ısınmasıyla gözde olan dondurmada da akla hayale gelmedik hileler yapılıyor. Şeker yerine yapay tatlandırıcı, doğal sahlep yerine suni sahlep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay meyve boyası katarak dondurmayı zehirleyen bazı üreticiler, kıvamı tutturmak için de, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen jelatini (E441) kullanıyor. 

SOĞUK YALAN 

Takvim'in haberine göre süt, şeker ve sahlep üçlüsü ile yapılanın gerçek dondurma olduğunu, gerçek dondurmada katkı maddesi kullanılmadığını söyleyen yetkililer, katkılı buzların da 'dondurma' adıyla satıldığına dikkat çekiyor. Yetkililer, özellikle açıkta satılan zehirli dondurmalar konusunda uyarıyor. Hilecilerin dondurmaya kattığı katkı maddelerinin yarıdan fazlasının dünyanın birçok ülkesinde yasaklandığı, bunların insan sağlığını 
tehdit ettiği ifade ediliyor. 

SOKAKTA SATILAN ZEHİRLİYOR 

Hijyenik ortamda üretilmeyen dondurmalar sağlığa zarar veriyor. Özellikle açıkta satılan dondurmalara kuşkuyla yaklaşılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, şu uyarıda bulunuyor: "Bu dondurmalar nerede üretilmiş, içine ne konulmuş bilinmiyor. Özellikle çocuklarda karın ağrısı ve bulantı ile kendini gösteren bağırsak enfeksiyonları, zehirlenmeler yaşanabiliyor. Markasız dondurmalardan uzak durulmalı." 

KABARTILIP AĞIR GÖSTERİLİYOR 

2-3 LİRAYA, 'size özel' gibi ifadelerle tüketicilere sunulan buzlu yiyeceklerin dondurma ile uzaktan yakından alakası bulunmuyor. Bunların hacmine bakarak da ağırlığı konusunda yanılmamak gerektiğini söyleyen yetkililer, "Bu ürünlerin çoğunda gramaj hilesi yapılıyor. Üzerinde yazılan ölçü gerçek çıkmıyor. Katkılarla kabartılarak hacimli gösteriliyor" diyor.
 

1 Aralık 2012 Cumartesi

E-reçete sevildi

      
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, bugüne kadar sağlık hizmet sunucularından MEDULA Sistemi'ne girilen e-reçetelerin yüzde 76,19'unun aile hekimlikleri, yüzde 14,59'unun özel hastaneler, yüzde 8,09'unun devlet hastaneleri ve yüzde 1,13'ünün de üniversite hastaneleri tarafından oluşturulduğunu söyledi.
Acar, yaptığı açıklamada, Türkiye açısından son derece önemli olan e-reçete uygulamasını 1 Temmuz itibarıyla hayata geçirdiklerini hatırlattı.
e-reçete uygulamasının doktorlar, eczaneler ve hastalar için birçok kolaylığı barındırdığını ifade eden Acak, “1 Temmuz tarihi çok önemli bir tarihti, burada önemli sıkıntılar yaşanabilirdi ama çok şükür çok ciddi sıkıntılar yaşamadık. Sadece ilk gün, bizim hizmet aldığımız telekomünikasyon firmasının 3 saatten fazla hizmet sunamamasından kaynaklanan, yani SGK ile ilgisi olmayan bir olay nedeniyle biraz sıkıntı yaşadık” dedi.

Bugün gelinen noktada sıkıntıların önemli ölçüde görülmediğini bildiren Acar, şöyle devam etti:
“Bunu zaten her gün takip ediyoruz. 10 büyük ilimizde çalışma ekipleri kurduk, bu arkadaşlarımız sahaya iniyorlar, 10 büyük ilimizdeki fotoğrafı her günün sonunda bana getiriyorlar. Ben de uygulamamızın nasıl olduğunu takip ediyorum. Şu an itibarıyla geldiğimiz noktada, sistem güzel bir şekilde işliyor, devam ediyor. Ama takdir edersiniz, çok önemli, büyük bir sistem, milyonları ilgilendiren bir sistem. Zaman zaman teknik sıkıntılar olabilir, arızalar olabilir ama inşallah sisteme tam anlama geçtiğimizde Türkiye açısından çok önemli bir kazanım gerçekleşmiş olacak.”

DOKTORLARA ÇAĞRI: "ŞİFRELERİNİZİ ALIN"

Haziran ayı ile Eskişehir, Konya ve İstanbul'da başlatılan pilot uygulamanın 13 Haziran'dan sonra Türkiye'ye yayıldığını anımsatan Acar, pilot uygulamanın yürütüldüğü bir aylık süre içerisinde, 1 milyon 629 bin 829 e-reçete üretildiğini açıkladı.

Acar, e-reçete uygulamasını başlatmadan önce tüm doktorlara sistemden şifreleri almaları yönünde çağrıda bulunduklarını, uygulanma başlamadan şifre alan doktor sayısının 50 bin 450 olduğunu bildirdi.

Şu anda 110 bin doktorun aktif olduğunu belirten Fatih Acar, şunları kaydetti:
“110 bin doktorun 71 bin 829'u şifrelerini almışlar. Biz, şifresini almayan diğer doktorlarımıza da en geç 1-2 hafta içerisinde bu şifrelerinizi de alın diyoruz. Uygulamanın e-reçete ve kağıt reçete olarak devam etmesinin nedeni, vatandaşlarımızın bir mağduriyet yaşamamasıdır. Yoksa, SGK olarak 1 Temmuz itibarıyla bu sisteme geçtik. Tüm doktor arkadaşlarımız şifrelerini alsınlar, doktorlarımız bu hassasiyet göstersin.”

"E-REÇETELERİN ECZANELER TARAFINDAN KARŞILAMA ORANI YÜZDE 64"

SGK Başkanı Acar, e-reçete uygulamasının başladığı 1 Temmuz'dan itibaren gerçekleşen rakamlara ilişkin, “1-4 Temmuz 2012 tarihleri arasında toplam 3 milyon 139 bin 160 adet reçete üretilmiş. Bunların 1 milyon 652 bin 253 adedi e-reçete olarak sisteme girilmiş. Yaklaşık yüzde 50 oranında sisteme e-reçete olarak kayıt gerçekleşmiş. Bu, bu kadar kısa sürede sevindirici bir neticedir” dedi.

Sağlık Hizmet Sunucuları tarafından MEDULA Sistemine kaydedilen 1 milyon 652 bin 253 e-reçetenin, 1 milyon 57 bin 386'sının eczaneler tarafından sisteme girildiğini ifade eden Acar, hastaların ilaçlarını sorunsuz bir şekilde aldığına dikkati çekti.

Acar, “Sağlık hizmet sunucularından girilen e-reçetelerin eczaneler tarafından karşılanma oranı yüzde 64 oldu. Bu önemli bir orandır, ama biz istiyoruz ki 1 ay içinde sistemi hep beraber oturtalım” diye konuştu.

81 İLİMİZDE AİLE  HEKİMLİKLERİ TARAFINDAN E-REÇETE YAZILIYOR

e-reçete uygulamasını 1 ay içinde hedeflenen şekilde işletmeyi amaçladıklarını anlatan Acar, bugüne kadar sağlık hizmet sunucularından MEDULA Sistemi'ne girilen e-reçetelerin yüzde 76,19'unun aile hekimlikleri, yüzde 14,59'unun özel hastaneler, yüzde 8,09'unun devlet hastaneleri ve yüzde 1,13'ünün de üniversite hastaneleri tarafından oluşturulduğunu söyledi.

Acar, uygulamaya ilişkin şu bilgileri verdi:
“Şu anda 81 ilimizde aile hekimlikleri tarafından e-reçete yazılıyor. Devlet hastanelerimize bakıldığı zaman, 900 devlet hastanesi olduğu düşünülürse 639 tesiste tam olmasa bile şifre alınmış ve e-reçete yapılabiliyor. Özel hastanelerimizde bin 191 tesiste e-reçete yazılabiliyor, toplam bin 850 tesisimiz var. 88 üniversite hastanemizin 63'ünde e-reçete yazılabiliyor. Bu, 63 üniversitemizin tamamında yüzde 100 e-reçete yazıldığı anlamına gelmiyor. Burada şifre almamış doktorlarımız olabilir. Biz, e-reçete yazılan tüm hastanelerimizdeki şifre almayan doktorlarımızın şifre alarak sisteme girmesini ve hiç sisteme girmeyen hastanelerimizin hazırlıkları yapıp sisteme girmelerini istiyoruz.”

ECZACILAR DA SİSTEMDEN MEMNUN

Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile de süreç içinde sık sık görüştüklerini ifade eden Acar, eczacıların da sistemden memnun olduğunu dile getirdi.
Başlangıçta, zaman zaman teknik sorunlar yaşanabileceğine işaret eden Acar, “Eczaneye gidildiği zaman vatandaşımız bazen kısa da olsa beklemek zorunda kalabilir. Muhtemel sorunlar yaşanabilir ama bu çerçevede biraz daha anlayış, hoşgörü bekliyoruz. Çünkü Türkiye açısından önemli bir sistem” dedi.
Acar, e-reçete uygulamasıyla kağıt tasarrufu sağlanacağını, kırtasiye işlemlerinin ve arşiv ihtiyacının ortadan kaldırılacağını, suistimallerin engelleneceğini, hata ve karışıklıkların önüne geçileceğini vurguladı.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız